MUHSİN ERTUĞRUL OKUMALARI’NIN YENİ KONUĞU ASLI KAPLAN’DI

MUHSİN ERTUĞRUL OKUMALARI’NIN YENİ KONUĞU ASLI KAPLAN’DI

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 18-35 yaş arası genç oyun yazarlarını metinleriyle birlikte seyirciyle buluşturan Muhsin Ertuğrul Okumaları’na yeni sezonda da devam ediyor. Program henüz sahnelenmemiş oyun metinlerini görünür kılmayı, metinler üzerine birlikte düşünmeyi ve yazarlara gerçek bir geri bildirim alanı açmayı amaçlıyor.

Bu Haftaki Okuma Tiyatrosunun Konuğu Aslı Kaplan’ın Kaleme Aldığı “İz” Oyunu Oldu

Oyun okuması, 26 Ekim 2026 Pazartesi günü 20.00’de Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi fuayesinde seyirciyle buluştu.

Karakterleri Aslı Menaz, Canan Kübra Birinci, Selçuk Yüksel’in okuduğu oyun okumasında  Onur Demircan moderatör olarak yer aldı.

Aslı Kaplan kendisi ve oyun hakkında şunları söyledi:

“Maltepe Üniversitesi Sahne Sanatları Bölümü mezunuyum. Aynı zamanda yüksek lisans yapıyorum. Oyunculuk dışında yazarlık yapıyorum, oyunlar yazıyorum.

Oyundan da bahsetmem gerekirse, oyunu 4 sene önce yazmıştım. Bu benim ilk oyunum. Yazdığım son oyun da ÇGSM’nin son seçkisine seçilmişti. Mayıs ayında Onur Demircan yönetmişti. Okuma tiyatrosu olmuştu yine.

Oyun; ülkeyle alakalı, kadınların yaşadığı sorunlarla alakalı, üstü örtülmüş şeylerle alakalı. Kendimce görmezden gelemeyeceğimiz şeyler üzerine gitmeye çalışıyorum.

Yazarken en çok hayal ettiğim şuydu: Sahnede sürekli biri var ve birinin hayaleti geziyor. Sanki kafamızın içindeki insanlar hep unutmak istediğimiz”  

Sonrasında söz alan moderatör Onur Demircan:

“Biz oyunda genellikle şunu değerlendiriyoruz. Neden sinema, roman değil de tiyatro. Bence oyun iyi bir metin. Bu oyun okuma tiyatrosundan ziyade sahnelenmeye uygun. Hedefine yönelik bir metin. Kadınların duygusal yolculuğunu izlememiz hoşumuza gitti. Entelektüel ve toplumsal yolculuğu da ima ediyor. Bu da hoşumuza gitti. Ellerine sağlık” dedi.

Oyun okuması seyirci sorularıyla sona erdi. 

Oyun Konusu

Eda ve Seda ebeveynleri boşandıktan sonra birbirinden kopmuş iki kardeştir. Eda’nın velayeti annesine, Seda’nın velayetiyse babasına verilmiştir. Kız kardeşler büyürken farklı koşullar altında yetişmiş, birbirleriyle duygusal yakınlık kuracakları bir ortama sahip olmamıştır. Uzun bir süre sonra Eda ve Seda annelerinin cenazesinde yeniden buluşur. Cenaze kalktıktan sonra Seda, Eda ve annesinin kaldığı eve gider. İki kız kardeş geçmiş, şimdi ve gelecek hakkında konuşurken yalnız Seda’nın gördüğü bir baba belirir sahnede. Seda’ya sataşır ve onunla zıtlaşır. Bu sırada Eda evleneceği kişi hakkında konuşur ve Seda kardeşiyle ne kadar uzak olduğunu fark eder. Bu sırada telefon çalar. Babalarının hastanede yoğun bakımda olduğunu öğrenen kardeşler şok geçirir ve ne yapacaklarını bilemezler. Seda kavga esnasında boynundaki babasının yıllar önce bıraktığı yara izini gösterir. Bu sırada geçmiş hakkında yüzleşirlerken babaları tarafından Seda’nın istismara maruz kaldığını öğreniriz. Eda bunun karşısında şok geçirirken halaları yeniden arar ve babanın öldüğünü öğreniriz. Seda, babasının yanına son defa gittiğini ve kendini savunmak için onu bıçakladığını söyler. Babasını kendisinin öldürdüğünü düşünür. Eda, onu korumak ister fakat Seda teslim olacağını söyler. Eda babasının başka biri tarafından öldürülmüş olacağını söylerken Eda bazı insanların başkalarına suç atıp bedel ödemediklerini ve Seda’nın da bedel ödemesine gerek olmayabileceğini söyler. Seda, polise teslim olmak ister ve evden ayrılır. O sırada Baba sahnede bir daha belirir ve Eda ilk kez onu görür. Eda koltuğa oturur. Baba, Eda’nın arkasına geçer ve üzerine yığılır. Kanlar Eda’nın üstüne akar. Eda’nın da boynunda Seda’nın boynunda olan aynı yaranın olduğunu fark ederiz.